
Kamp ateşi, kampçının en sadık dostudur. Isıtır, aydınlatır, yaban hayatını uzak tutar ve en önemlisi, etrafında toplanıp saatlerce sohbet edeceğin bir ocak başı sunar. Ama ateşin bir de mutfak tarafı var. Alevin üzerinde kızaran etler, korun içinde pişen kumpir, külün altında kabaran bazlama… İşte bu lezzetler, kamp ateşini vazgeçilmez kılan şeyler.
Yıllar içinde sayısız kamp ateşinde yemek pişirdim. Kimi zaman baston ekmek yaptım çocuklarla, kimi zaman mangalda balık çevirdim, kimi zaman da külün altından çıkarıp afiyetle yediğim bazlamalar oldu. Her birinin ayrı bir hikayesi, ayrı bir püf noktası var. Hadi gel, ateşin başına oturalım ve bu lezzetleri birlikte keşfedelim.
Kül Bazlaması: Ateşin Gizli Hazinesi
Kül bazlaması, kamp ateşinin en mistik lezzetidir. Çünkü onu pişirirken gözle görmez, sabırla beklersin. Kor haline gelmiş ateşin külüne gömdüğün hamur, bir süre sonra puf diye kabarır ve ortaya çıkan ekmek, dünyanın en güzel kokusunu yayar etrafa.
Hamuru evde yoğurup mayalandırabilir ya da kampta taze taze hazırlayabilirsin. Un, su, tuz ve maya ile yapacağın sade bir hamur iş görür. Ben genelde bir miktar zeytinyağı da eklerim, daha yumuşak olsun diye. Hamuru küçük bezelere ayır, hafifçe aç ve unlu bir bezle sarıp çantana koy.
Ateş hazır. Odunlar iyice yanmış, kor haline gelmiş olmalı. Külün içinde yeşil bir dalı 10 saniye tutup çıkardığında yanmıyorsa, artık pişirme zamanı gelmiş demektir. Bezeleri küllerin içine yerleştir, üzerini ince bir kül tabakasıyla ört. Sabırla bekle. Yaklaşık 15-20 dakika sonra, hamurların kabardığını ve piştiğini anlayacaksın. Bir çubukla yokla, sertleşmişse olmuş demektir.
Bazlamayı küllerden çıkar, bir bezle sil ve sıcak sıcak ye. Üzerine tereyağı sürüp bal dökebilir ya da peynirle birlikte afiyetle yiyebilirsin. Ben ilk kül bazlamamı Toroslar’da bir yaylada yapmıştım. O anki heyecanımı, hamuru küllerin arasında ararken yaşadığım mutluluğu unutamam. O gün bugündür, her kampta mutlaka kül bazlaması yaparım.
Kumpir: Korun Sırrı
Kumpir, kamp ateşinin en pratik ve en lezzetli yemeklerinden biridir. Tek ihtiyacın olan iri patatesler, bolca odun külü ve biraz da sabır. Patatesleri yıka, hiç soyma. Fazla büyükse ikiye bölebilirsin ama bütün olarak pişirmek daha iyi sonuç verir.
Ateş iyice kor haline geldiğinde, patatesleri küllerin içine göm. Üzerini ince bir kül tabakasıyla ört ve beklemeye başla. Patatesin büyüklüğüne göre 40 dakika ile 1 saat arasında pişer. Parmağınla bastırdığında yumuşacık olmuşsa, pişmiş demektir.
Patatesleri küllerden çıkar, ikiye böl ve içine tereyağı, kaşar peyniri koy. Sıcak sıcak erirken üzerine tuz, karabiber serp. Dilersen mısır, zeytin, sosis gibi malzemelerle zenginleştirebilirsin. Ama bence sade hali bile müthiştir.
Bir anım var bu konuda: Kaçkar’da bir gece, yağmur çiseleyen bir havada, sığınacak bir kaya bulmuştuk. Ateşi yaktık, patatesleri gömdük. Yağmur altında, ıslak ellerimizle o patatesleri çıkarıp yemek, şimdi düşününce bile içimi ısıtıyor. O gece yediğim kumpirin tadı, dünyanın en iyi restoranında yediklerimden daha güzeldi.
Mangal Keyfi: Kamp Ateşi ile Dans
Mangal, kamp ateşinin en keyifli halidir. Etler, sebzeler, balıklar… Hepsini ateşin üzerinde pişirmenin ayrı bir keyfi var. Ama mangal yapmak, sadece eti ateşe atmak değildir. İyi bir mangal için ateşi iyi hazırlamak, kor haline getirmek ve eti doğru zamanda pişirmek gerekir.
Mangal için en ideal odun, meşe veya gürgen gibi sert ağaçlardır. Çabuk yanıp kül olan çam gibi yumuşak ağaçlar, etin üzerine is bırakır, tadını bozar. Odunları iyice yak, kor haline gelsin. Alev sönmüş, korlar parlak kırmızı renkte olmalı.
Etleri mangala atmadan önce en az bir saat önce buzdolabından çıkar, oda sıcaklığına gelsin. Marine etmek istersen, zeytinyağı, kekik, biberiye, sarımsak ve tuzla basit bir sos yapabilirsin. Ama etin kaliteliyse, tuz ve karabiber yeterlidir.
Izgara teli veya şiş kullanabilirsin. Şişe dizdiğin etleri çevirerek pişir, alev almasın diye dikkat et. Alevlenirse, bir şişe suyu ateşe sıkma, hemen kapatır. Ama en iyisi, eti sürekli çevirerek pişirmek.
Bir de mangalda sebzeler var. Biber, patlıcan, domates, mantar… Hepsi ateşte ayrı bir lezzet kazanır. Patlıcanı közleyip üzerine sarımsaklı yoğurt dökmek, kampın en güzel mezelerinden biridir. Ya da mantarları zeytinyağı, kekik ve tuzla marine edip şişe diz, ateşte çevir.
Mangalın en güzel yanı, etrafında toplanan insanların sohbetidir. Ateşin çıtırtısı, etin kokusu, gökyüzündeki yıldızlar… Hepsi birleşir ve unutulmaz bir gece yaşatır. Ben en güzel mangalları, kalabalık arkadaş gruplarıyla yaptıklarım olarak hatırlıyorum. Herkes bir şeyler getirir, birlikte pişirir, birlikte yer, birlikte güler. İşte kampın özü budur.
Ateş Yakmanın İncelikleri
Ateş yakmak, kampçının temel becerilerinden biridir. Ama ateş yakmak kadar, onu doğru kullanmak da önemlidir. Çünkü ateş, hem dostun hem de düşmanın olabilir.
Ateş yakacağın yeri iyi seç. Rüzgar almayan, çevrede yanıcı malzeme olmayan bir nokta olsun. Varsa, eski bir ateş çukurunu kullan. Yoksa, taşlarla çevrele. Ateşin etrafındaki otları, kuru yaprakları temizle.
Ateşi yakarken küçük başla. Kuru otlar, ince çalılar, kibrit veya çakmakla tutuştur. Üzerine yavaş yavaş daha kalın dallar ekle. Hava alması için aralık bırak. Acele etme, ateşin kendi kendine büyümesine izin ver.
Ateş büyüdüğünde, artık pişirmeye hazırsın. Ama unutma: ateşi asla başıboş bırakma. Gece yatarken mutlaka söndür. Söndürmek için bol su dök, külleri karıştır, için için yanan bir şey kalmasın. Elini yaklaştırdığında sıcaklık hissetmiyorsan, tamam demektir.
Doğaya saygılı ol. Ateş yakmak için canlı ağaçları kesme, sadece yerdeki kuru dalları topla. Ateşi büyütme, ihtiyacın kadar yak. Ve her zaman, bir kova su veya bir kürek toprağı hazırda bulundur, acil bir durumda kullanmak için.
Ateşte Pişen Lezzetler İçin Püf Noktaları
Yıllar içinde öğrendiğim bazı küçük tüyolar var ki, ateşte pişen yemeklerin bir adım öne çıkmasını sağlar.
Kül bazlaması yaparken hamurun içine biraz yoğurt katarsan, daha yumuşak ve hafif ekşi bir tat elde edersin. Ayrıca hamuru mayaladıktan sonra bir kez daha yoğurup bezelere ayırmak, daha iyi kabarmasını sağlar.
Kumpir yaparken patatesleri önce bir güzel yıka, sonra tuzlu suda bir saat beklet. Bu, kabuğunun daha çıtır olmasını sağlar. Piştikten sonra içine koyacağın tereyağı ve peyniri önceden hazırla, sıcak patatesin içinde hemen erisin.
Mangalda et pişirirken eti çok fazla çevirme. Bir yüzü iyice kızarsın, sonra çevir. Çok çevirirsen, etin suyu akar, kurur. Ayrıca eti pişirmeden önce tuzlama, pişmeye yakın tuzla. Tuz, etin suyunu çeker.
Balık pişireceksen, ızgaraya koymadan önce zeytinyağı sür, yapışmasın. İstersen balığı tuzla kapla, ateşte pişir, sonra tuz kabuğunu kır. Bu yöntem, balığın buharda pişmesini sağlar, lezzetine lezzet katar.
Sebzeleri şişe dizerken aralarına biraz boşluk bırak, her tarafı eşit pişsin. Mantarları bütün olarak şişe geçirebilir, biberleri ve domatesleri de öyle. Patlıcanı közlemek için bütün olarak ateşin kenarına koy, arada çevir, kabuğu yanarken içi pişsin.
Ateşin Başında Söylenen Son Söz
Kamp ateşi, sadece yemek pişirdiğimiz bir yer değil, aynı zamanda anılar biriktirdiğimiz, hikayeler anlattığımız, dostlukları pekiştirdiğimiz bir ocak başıdır. Kül bazlamasının kokusu, kumpirin sıcağı, mangalın dumanı… Hepsi, kampın vazgeçilmez parçalarıdır.
Bir dahaki kampında, ateşin başına geçtiğinde, sadece yemek pişirmekle kalma. O anın tadını çıkar. Alevlerin dansını izle, odunların çıtırtısını dinle, yıldızların altında sevdiklerinle sohbet et. Ve tabii, kül bazlaması yapmayı da unutma.
Afiyet olsun, ateşin hep taze kalsın, sohbetin hep sıcak. Doğada görüşmek üzere, sağlıcakla kal.



